Kayseride bir köy
  Fıkralar
 

Orhan Dede  

Yaz sezonu olmasına rağmen küçük kasaba bomboştu.
İşler berbat olduğundan dolayı herkesin birbirine borcu vardı ve kredi ile hayatlarını devam ettiriyorlardı.
Şans eseri kasabadaki otele zengin bir Rus turist geldi.
Zengin Rus otel resepsiyonuna 100 dolar bıraktı. Odayı beğenmediği takdirde parasını geri alıp gideceğini söyledikten sonra Rus turist odasına çıktı.
Otel sahibi Rus turistten 100 doları alır almaz borcunu ödemek için kasaba koştu.
Kasap, otelciden gelen 100 dolarla hemen toptancıya olan borcunu ödedi.
Toptancı büyük bir sevinçle parayı alıp, hiç vakit kaybetmeden o da borcunu ödedi.  
100 doları son olarak alan kasaba esnafı Rus turistin bulunduğu otele olan borcunu ödedi.
Ve az sonra oteldeki Rus müşteri resepsiyona geri dönüp, odayı beğenmediğini söyleyip 100 dolarını geri istedi.
Otel sahibi kasabada elden ele dolaşıp yine kendisine gelen 100 doları Rus turiste geri verdi.
Rus müşterinin bu küçük kasabaya olan kısa ziyaretinden somut olarak hiç para kazanan olmuyor. Ancak tüm kasaba borçlarından gerçekten kurtulmuş oluyor.
Bu fıkrayı ben ilk olarak iktisatçı Yaşar Erdinç’in konuk olarak katıldığı bir televizyon programında duydum.
Yaşar Erdinç fıkrayı çok beğenmiş olmalı ki, programdaki bir seyirciye üst üste iki defa anlattırdı. Ve sonra da “itiraf edeyim ki bu fıkradaki matematiği ben çözemedim” dedi.
Çok basit gibi görünüyor ama bu fıkradaki matematik Türkiye’nin ekonomisindeki problemlerin çözümü için çok önemli. Bankacıların kapitalist ekonomiyle sınırladıkları akıllarının anlamakta zorluk çektiği fıkradaki matematik yıllardan bu yana Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nde dile getiriliyor.
Ama ifade edilen bu matematiği anlamak için Kapitalist değil, Milli Ekonomi Modeli’nin sahip olduğu matematiksel anlayışlar düşünmek gerekiyor.
Milli Ekonomi Modeli’nde ‘Vatandaşlık Maaşı’ ve ‘Ev Hanımı Meslek Maaşı’ gibi sosyal devlet projeleriyle tüketimin desteklenmesi öngörülüyor malumunuz.
 Her vatandaşın ve ev hanımlarının cebine para koymanın devlet için çok faydalı sonuçları olacağı da bizzat Milli Ekonomi Modeli’nin sahibi Prof. Dr. Baş’ın sözleriyle şöyle bir hesapla ortaya konuluyor:
“Biz piyasaya bir yıl içinde 300 katrilyon para vereceğiz. Türkiye’de şu anda paranın dolaşım hızı, yani işlem hacmi 16 kezdir. Yani evdeki Ayşe teyzeye verdiğimiz 500 YTL maaş, bir yıl içinde 16 kez el değiştirerek, 8 bin TL’lik bir işlem hacmi oluşturacak. Böylece piyasadaki 300 katrilyon para, bir yılda 16 kez el değiştirdiği için 4800 katrilyonluk bir işlem hacmi oluşturmuş olacak. Biz devlet olarak bu 4800 katrilyonun sadece yüzde 10’unu vergi olarak aldığımız zaman bile 480 katrilyonluk bir gelir elde etmiş olacağız. Özetle piyasaya 300 verip, 480 alıyoruz.”
İşte Milli Ekonomi Modeli uygulandığında yukarıdaki fıkrada olduğu gibi çok basit adımlarla vatandaşların sorunları hızla çözüme kavuşacaktır. Bundan dolayı çöken kapitalist ekonomi anlayışıyla bugüne kadar haşir neşir olan tüm iktisatçıları Milli Ekonomi Modeli’nin matematiğini anlamaya çağırıyorum.

 
   
 
site ekle